Pandemi Sonrası Sektörleri Neler Bekliyor?

June 23, 2020

bloomberg bw

19 Haziran, 2020 Bloomberg Businessweek'te yayınlanmıştır.

İşletmeler kısa vadeli aksiyonların yanı sıra uzun vadeli düşünüp müşteri odaklı bir strateji belirlerse, mevcut krizi fırsata çevirebilir.

COVID-19 salgınının başlattığı mevcut küresel sağlık krizi, bireylerin ve şirketlerin eşi görülmemiş güvenlik önlemleri almasını gerektirdi. Bunun sonucu olarak insanların yaşamlarında, şirketlerin iş yapış biçimlerinde, sektörlerin dinamiklerinde birçok ani değişiklik meydana geldi. Çalışanların izolasyon gereği evden çalışma ya da artık çalışamama durumu, iş yerlerinin kapanması, fabrikalarda üretimlerin durması gibi nedenler birçok şirketin hızla gelir kaybetmesine yol açtı.  

Çeşitli sektörlerin üst düzey yöneticileriyle yaptığımız araştırmada, işlerinin mevcut durumu ve geleceğe dair öngörülerini sorduğumuz yöneticilerin yüzde 26’sı düşüş beklediğini ifade ederken, uzun vade düşünüldüğünde bu oran yüzde 16 olarak karşımıza çıkıyor. Çin’de açıklanan veriler de araştırmamızla paralel nitelikte. Şubat ayında Çin’de üretim sektörü ciroları yüzde 19,1 azaldı ve bununla beraber kâr kaybı yüzde 42,6’lık düşüşle çok ciddi boyuttaydı. COVID-19’un en önemli etkilerinden biri ise dış ticaret dengeleri oldu ve bu devam edecek gibi görünüyor. 2008-2009 krizinde bile ihracat liderliğini kaybetmeyen dünyanın en büyük ihracatçısı Çin, Şubat ayında net ithalatçı konumundaydı.

Perakende sektörünü gıda perakendeciliği ve gıda dışı perakendecilik veya temel ihtiyaçlar ve temel olmayan ihtiyaçlar olarak sınıflandırarak değerlendirmek önemli. Bu dönemde, perakendenin iki kırılımı da farklı etkilendi.

Kriz döneminde, insanların normalden daha fazla kullandığı ürün ve hizmetlerin başında gıda, sağlık ve hijyen ürünleri ve ev bakım ürünleri geliyor. Tüketicilerin panik satın alım davranışlarıyla yüksek oranda gıda stoklaması, kriz döneminde gıda perakendeciliğini özellikle online kanalda güçlendiriyor. Bu tip sektörlerde talebin giderek azalacağını fakat son noktada pandemi öncesindeki döneme göre daha yüksek bir noktada dengeye geleceğini öngörebiliriz.

Otomotiv sektöründe ise üretimin durması ve satış yapılamamasının zincirleme etkisi çok büyük oldu. Sektörün kendi içinde de farklı bileşenleri olması, yan sanayilerin etkilenmesi ve düşen talepler gibi nedenler, şirketleri yeni arayışlara yöneltti.

Geri Dönüş

Ülkelerin aldığı aksiyonlara bağlı olarak ciro, kâr kaybı ve işsizlik oranları birbirinden farklılaşacaktır. Buna rağmen hızlı hareket etmek, özellikle Türkiye’den önce bu süreci yaşayan ülkelerin sonuçlarını değerlendirerek, kısa vadeli aksiyonların yanı sıra uzun vadeli düşünerek ve bu doğrultuda müşteri odaklı yaklaşım benimseyerek krizi fırsata çevirecek adımların atılması gerekiyor.

Pandeminin geç evresinde olan Çin’in reel durumunu incelediğimizde, COVID-19 sonrası dönem olumlu gözüküyor. Toplam üretim endüstrisinin cirosu Çin’de kümülatif olarak Şubat’ta 2019’un aynı ayına göre yüzde 20 gerideyken, Nisan ayında geçen seneye göre yüzde 10 seviyesine gerilemiş durumda. Fakat hâlâ hiçbir endüstri 2019 seviyelerini yakalayamadı ve eski trend koridorundan henüz uzaktalar. Cironun eski seviyelere gelmesi son çeyreği bulacak gibi görünüyor.

Özellikle elektronik, otomotiv, makina, endüstriyel ürünler ve inşaat hızlı toparlanma gösteren endüstriler. Benzer geri dönüşü Türkiye için de beklemek doğru olacaktır. İnşaat ve endüstriyel ürünler gibi alt sektör zinciri geniş olan endüstriler, istihdam anlamında ekonomiyi rahatlatacaktır. Otomotiv ve elektronik endüstrisi ise katma değer anlamında ekonomiyi destekleyecek endüstriler. Önümüzdeki dönemde sektöre göre farklılaşan desteklerle COVID öncesi dönemdeki sektörel gelir dağılımları olumlu anlamda şekillendirilebilir. Bu noktada sektörel fırsatların değerlendirilmesi, buna bağlı sektör özelinde ve hatta şirket büyüklüklerine göre kararların alınması kritik. Çin özelinde baktığımızda, PMI endeksine göre büyük hacimli şirketler için daha hızlı bir şekilde ilerlerken orta ve küçük hacimli şirketler için olumlu tablo devam etmekle birlikte göreceli olarak yavaş artış göstermiştir.

Önemli bir diğer nokta ise geri dönüşün üretim anlamında ne kadar olumlu olsa da iç talep yönlü düşüşün hâlâ etkisini sürdürmesi. Tüm üretimin iç talebi karşılamak adına kullanılması şirketler arası rekabete ve buna bağlı ciddi fiyat baskısına sebep olabilir. Şirketler için kısa dönemde en önemli adım, ihracat alanında stratejiler çizmek olmalı. COVID-19 etkisiyle birlikte şirketler fırsatçı ihracat yapısından yerleşik bir ihracat şirketi haline geçmeli. Sadece nereye ihracat yapmak gerektiği sorusu değil, diğer ülkelerde hangi kanal yapısı ile ilerleneceği, son müşteriye nasıl ulaşılabileceği soruları da cevaplanmalı. İhracat artık markalaşmayla birlikte yürütülmeli.

COVID-19: Gelecek

Pandeminin her sektöre etkisi birbirinden farklı gerçekleşti. Bazı sektörler tedarik yönünden zorluk yaşarken, bazı sektörler ciddi talep düşüşleriyle karşı karşıya kaldı. Bu sebeple, tüm sektörleri içine alacak bir çözüm ne yazık ki mümkün değil. Çözümler birbirinden farklı olsa da sektörlerde atılması gereken bazı adımlar hâlâ mevcut.

Yaşadığımız evre, salgının ekonomik etkilerini akut olarak tanımladığımız evre. Yani kısa dönemde şirketlerin gelir kayıplarını önlemesi, çalışanlarının ve kendilerinin sağlıklarını koruması, diğer taraftan sektördeki konumlarını güvence altına almak için birtakım kâr/zarar stres testleri yaparak risk faktörlerini tanımlaması gereken bir evreydi.

Her zaman olduğu gibi gelecek dönemde de adımların sağlam atılması gerektiğini düşünüyoruz. Tüketicilerin de bu dönemde satın alma davranışlarını değiştirdiğini, farklı kanallara yöneldiğini, ihtiyaçlarını tekrar gözden geçirerek yaşam şartlarını yenilediğini düşünürsek bu destekleri geleceğe dönük stratejilerle harmanlayan şirketlerin daha başarılı olacağını söyleyebiliriz.

Şirketler için iki ortak önemli adım öngörülebilir. İlki, ihracat stratejisinin yeniden şekillendirilmesi. İhracatın sadece kısa dönemli değil, orta ve uzun dönemli bir yatırım olarak değerlendirilmesi. İkincisi ise müşteriye daha yakın olabilmek. Artık satış sadece mağazada değil, her yerde. Bu sebeple, şirketler geleneksel kanallar dışında online ve dijital mecralarda müşteriyle ilişki kurabilmeli.

Sürecin kalıcı olarak değişimler yapacağı bazı sektörler de olacak. Bu tip sektörlerdeki şirketler için ekstra yatırımlar öngörebiliriz. Örneğin tekstil endüstrisi hem online hem de offline satışlarda ciddi hacim kaybetti. Tüketicilerin evden çıkmadığı ve temel ihtiyaç dışı ürünleri önceliklendirmediği bu dönemde tekstil sektöründe talebin düşmesi beklenen bir sonuç. Ancak tekstil mağazaları, kriz sonrasında da ürünlerine eski talebi bulamayabilir. Bu nedenle gelecek dönemde mağazalarda ek teknolojik yatırımlar görebiliriz.

Salgının ekonomik etkilerinin yanı sıra sağlık güvenliği kaygısı da bireyler için uzun bir süre daha geçerli olacaktır. Bu kaygıdan olumsuz anlamda en çok etkilenen sektörlerden biri olan turizmde ise toparlanma zaman alacaktır. Bu sektördeki şirketlere tavsiyemiz, acele fiyat düşüşlerinden kaçınmaları, müşteri ilişkilerine odaklanmaları ve artan müşteri talebiyle bağlantılı olarak katma değerli ürün ve hizmetlerini keşfetmeleri gerektiğidir. Ayrıca her zaman uzun dönemli ve alternatifli senaryolara hazırlıklı olarak hareket edilmelidir.